| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Online Ingilizce

Ücretsiz İngilizce Öğrenmenin En kolay Yolu http://onlineingilizce.bloggum.com

 

Simple Present Tense

A – Kullanım Alanları:

– Simple Present Tense (Basit Geniş Zaman), genelde olan olay ve durumları vurgulamak için kullanılır, örneğin dünyanın kendi etrafında dönmesi, suyun 100 derecede kaynaması gibi. Bunlar hep olan ve hiç değişmeyen genel kurallardır ve geniş zamanla ifade edilirler. Bir başka deyişle, geçmişte olan, şuan da olmaya devam eden ve gelecekte de olacak olan şeyleri anlatmak için kullanılır.

Örnek:
The sun rises from the east. (Güneş doğudan doğar.)

– Bunun dışında, her gün yaptığımız günlük aktiviteleri anlatırken de Simple Present Tense kullanırız. Her sabah 7’de kalkmak, her gece yatmadan önce diş fırçalamak ve her haftasonu sinemaya gitmek gibi alışkanlıklar bu kullanıma örnektir.

Örnek:
I get up at 8 o’clock every morning. (Her sabah 8’de kalkarım.)

– (Geçici olmayan) kalıcı durumları anlatırken kullanılırlar:

Örnek:
Mr and Mrs Shaw live in Bristol. (Bay ve bayan Shaw, Bristol’da yaşıyor.)

– Geniş zamanda kullanılan zaman belirteçleri: Always (daima, her zaman), never (asla, hiçbir zaman), often (sık sık), usually (genellikle), rarely (nadiren)

– Son olarak, bazı fiiller (bir sonraki konumuz olan) “şimdiki zaman- present continuous tense” kalıbında kullanılamazlar, sadece ve sadece geniş zamanda (simple present tense) kullanılabilirler. Bu filler şunlardır:

Appreciate (Takdir etmek)
Believe (İnanmak)
Belong (Birine, bir şeye ait olmak)
Care (İlgilenmek, umursamak)
Consist (İçermek)
Cost (Kıymette olmak, mal olmak, pahası olmak)
Contain (Kapsamak, ihtiva etmek)
Depend (Bağlı olmak)
Dislike (Hoşlanmamak)
Doubt (Şüphelenmek)
Envy (Kıskanmak)
Exist (Mevcut olmak)
Fear (Korkmak)
Feel (Hissetmek)
Hate (Nefret Etmek)
Hear (Duymak)
Include (İçermek, kapsamak)
Imagine (hayal etmek, aklında canlandırmak)
Know (Bilmek)
Like (Hoşlanmak)
Love (Sevmek)
Mean (Manasında olmak, anlamına gelmek)
Need (İhtiyaç duymak)
Owe (Borçlanmak)
Own (Sahip olmak, malik olmak)
Possess (-e sahip olmak)
Prefer (Tercih etmek, yeğlemek)
Realise (Gerçekleştirmek)
Remember (Hatırlamak)
See (Görmek)
Seem (Görünmek, gözükmek)
Smell (Koklamak, kokmak)
Sound ( … gibi görünmek, kulağa …. gibi gelmek)
Suppose (Zannetmek, farzetmek)
Taste (Tatmak, tadına bakmak)
Understand (Anlamak)
Want (İstemek)

NOT: Bu fiillerin akılda kalması için şuna dikkat edin: Bu listedeki fiillerin hiçbiri, bir hareket / devinim / aktivite bildirmez, sadece durum - hal bildirirler. Bu sebeple de sadece geniş zamanda kullanılabilirler. Bu konuyla ilgili olarak, şimdiki zamanın anlatıldığı konuya da göz atmanızda fayda vardır.

B - Olumlu, Olumsuz ve Soru Cümlesi Biçimleri:

Geniş Zaman’da Olumlu Cümle
Eğer cümlemiz olumluysa ve özne olarak “he”, “she” ya da “it” ten biri kullanılıyorsa fiil “s” , “es” veya “ies” eklerinden birini alır. Diğer öznelerde fiile ek getirilmez. Peki “he”, “she” veya “it” öznelerinden biri kullanılırken fiile “s” , “es” veya “ies” eklerinden hangisini getireceğimizi nereden bileceğiz?

*Eğer fiil “y” ile bitiyorsa, fiildeki “y” düşer ve “ies” alır:
fly – flies try – tries study – studies gibi.

* Eğer fiil “s , sh , ch , x” gibi harflerle bitiyorsa, fiil “es” eki alır:
watch – watches fix - fixes finish – finishes gibi.

* Bu iki kural dışındaki fiillere sadece “s” harfi gelir.

Not: Sahip olmak anlamına gelen have fiili yukarıdaki ek getirme kurallarının dışında kalır. He, she ve it özneleriyle kullanıldığında has haline dönüşür.

I have nothing. (Hiçbir şeyim yok.)
She has nothing. (Hiçbir şeyi yok.)

Örnek:
They go to bed at 23:00 every night. (Her gece 23:00’da yatmaya giderler.)
She sometimes plays guitar. (Bazen gitar çalar.)
He never watches the news. (Asla haberleri izlemez.)

Geniş Zaman’da Olumsuz Cümle

Eğer olumsuz bir cümle kuruyorsak, “he, she, it” öznelerinden biriyle başlayan cümleye “doesn’t” yardımcı fiili gelir. Geri kalan öznelerle başlayan fiiller “don’t” yardımcı fiilini alırlar.

Örnek:
She doesn’t want to go to the cinema. (O, sinemaya gitmek istemez.)
We don’t like TV shows. (Biz, televizyon şovlarını sevmeyiz.)

Hatırlatma: Simple present tense - olumsuz cümlede fiile hiçbir ek getirilmez, olumlu cümlede gördüğümüz sadece “he-she-it” öznelerine gelen ekler, olumsuz cümlede yardımcı fiile geldiğinden dolayı tekrar ana fiile ek getirilmez.

Örnek:
He doesn’t play any pc game. (Hiçbir bilgisayar oyunu oynamaz.)
It doesn’t smell so good. (Pek de iyi kokmaz.)

* “Asla” anlamına gelen never zaten olumsuz bir anlama sahip olduğu için, içinde never geçen cümlede ikinci bir olumsuzluk eki kullanılmaz. Çünkü never ile cümleye zaten olumsuz anlam yüklenir.

Örnek:
She never smokes. (Asla sigara içmez.)
They never watch cartoon. (Asla çizgi film izlemezler.)

Geniş Zaman’da Soru Cümlesi
Soru cümlelerinde, özne “he, she, it” ise yardımcı fiil olarak “does”, diğer öznelerle de “do” kullanırız. Soru cümlelerinde yardımcı fiilimiz özneden önce gelir ve fiilimiz herhangi bir ek almaz. (Eğer “ne, nerede, kim, niçin, ne zaman, ne kadar” gibi herhangi bir soru kelimesi kullanılacaksa, en başa o kelime getirilir, ardından yukarıda belirtilen kurallar uygulanır.)

Örnek:
Do you want to watch film? (Film izlemek ister misin?)
Does he study for the exam? (Sınav için çalışır mı?)

Eğer sorumuz olumsuz olacaksa “do” yerine “don’t” , “does” yerine de “doesn’t” kullanırız:

Örnek:
Don’t you come to the party? (Partiye gelmez misin?)
Doesn’t she watch TV? (Televizyon izlemez mi?)


Present Simple Part 1 - video powered by Metacafe
 
 
 

Simple Past Tense

Geçmişte yaşanmış ve şu an sona ermiş olayları anlatmak için kullanılan zaman kalıbıdır. Türkçe’de fiile –di eki getirilerek yapıldığı için di’li geçmiş zaman olarak ta adlandırılır.

İngilizce de farklı türde past(geçmiş) zamanlar vardır. Simple Past(basit geçmiş) zaman temel geçmiş zaman kalıbıdır.

 

Bu zamanda Fiilin ikinci hali kullanılır. İngilizce de fiiller düzenli (regular) ve düzensiz (irregular) fiiller olarak ikiye ayrılır. Düzenli fiillerin ikinci hali temel fiile –ed eki getirilerek yapılır fakat düzensiz fiillerde bu kural geçerli değildir. Düzensiz fillerin ikinci halinin öğrenilmesi gerekir.

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman Genel Olumlu(positive) cümle yapısı:

Özne(subject) + Fiilin 2. hali (Verb 2)   + (others)

 

 

We walked to the wood.

Biz ormana yürüdük.

I talked there last week.

Ben geçen hafta orada konuştum.

He told the true.

O , doğruyu söyledi.

I met my uncle.

Ben amcam ile görüştüm.

They put the flowers to vase.

Onlar çiçekleri vazoya koydular.

 

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman Genel Olumsuz(negative) cümle yapısı:

Olumsuz cümle yapısında fiilden önce did not getirilir. Fiil birinci hale dönüşür.

Did not yerine kısaltılmış hali didn’t kullanılabilir.

 

 

We did not walk to the wood.

Biz ormana yürümedik.

I didn’t talk there last week.

Ben geçen hafta orada konuşmadım.

He didn’t tell  the true.

O , doğruyu söylemedi.

I didn’t met my uncle.

Ben amcam ile görüşmedim.

They did not put the flowers to vase.

Onlar çiçekleri vazoya koymadılar.

 

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman soru cümle yapısı

Soru cümlelerinde did yardımcı fiili cümle başına getirilir. Fiil ise birinci hale döner.

 

 

Did you write your name?

Siz adınızı yazdınız mı?

Did he learn the questions?

O soruları öğrendi mi?

Did they walk  in the garden?

Onlar bahçede yürüdü ler mi?

 

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zaman olumsuz soru cümle yapısı

Olumsuz Soru cümlelerinde did yardımcı fiilinden sonra not  getirilir. Fiil ise birinci hale döner.

 

 

Did not you write your name?

Siz adınızı yazdmadınız mı?

Did not he learn the questions?

O soruları öğrenmedi  mi?

Did not they walk  in the garden?

Onlar bahçede yürüdümediler mi?

 

Simple Past Tense - Geçmiş Zamanın kullanıldığı yerler, kullanım şekiller, örnekler

 

1) Geçmişte yapılmış, bitmiş, tamamlanmış olayları ifade eder.

 

I bought these things.

Ben , bu şeyleri satın aldım.

I caught those birds.

Ben şunlar kuşları yakaladım.

I chose these fruits.

Ben , bu meyvaları seçtim.

 

2) Geçmişte birbirini izleyen olayları hikaye etmede kullanılır

3) Geçmişte belli bir süre içerisinde devam etmiş olayları,eylemleri anlatmak için kullanılır

4) Geçmişteki alışkanlıkları ifade eder


#3c Basic English Grammar - The Simple Past Tense - video powered by Metacafe
 
 
 

Future Perfect Tense

 

 

(Gelecek Öncesi Zaman)

Adverbial clause of time

Gelecekteki belirli bir zaman geldiğinde artık geçmişte kalmış olacak ya da az önce tamamlanmış olacak bir eylemi ifade etmek için kullanılır. Şekilde gösterildiği gibi ya “by” ı ya da “next” i takip eden bir gelecek zaman ifadesi ya da bir zarf cümleciği ile birlikte kullanılır. Eğer kendinden önce gelecek gösteren bir ifade varsa, yalnız başına kullanılabilir.

I will have read this book by tomorrow evening. (Bu kitabı yarın akşama kadar okumuş olacağım.)

We will have seen the teacher by this time tomorrow. (Yarın bu zamana kadar öğretmenle
görüşmüş olacağız.)

We will have seen her before she leaves for Ankara. (Ankara’ya hareket etmeden önce onu görmüş olacağız.

 
 
 

Past Perfect Continuous Tense

A- Kullanım Alanları:

– Geçmiş bir zaman diliminde başlayarak devam etmiş ve yine geçmiş zaman süresinde sona ermiş olayları anlatırken kullanılır.

– Past perfect continous tense, present perfect continous tense’in geçmiş hali sayılır.

B – Olumlu, Olumsuz ve Soru Cümlesi Biçimleri:

Past Perfect Continous Tense’de Olumlu Cümle
Bu zaman kalıbının yardımcı fiili had been ‘dir, fiilimiz de yine present perfect tense’de olduğu gibi –ing eki alır.

Örnek:
She was very tired. She had been walking all day. (Çok yorgundu. Bütün gün boyunca yürümüştü.)

Past Perfect Continous Tense’de Olumsuz Cümle
Aynen diğer zaman kalıplarında olduğu gibi, bu zaman kalıbında da olumsuz cümle yapılırken yardımcı fiile olumsuzluk eki (not) getirilir.

Örnek:
She hadn’t been working. (O çalışmıyordu.)

Past Perfect Continous Tense’de Soru Cümlesi
Olumlu cümleyle aynı kurallara sahiptir, tek farkı yardımcı fiilimiz olan “had” ile “been” in arasına öznemiz gelir. (Eğer “ne, nerede, kim, niçin, ne zaman, ne kadar” gibi herhangi bir soru kelimesi kullanılacaksa, en başa o kelime getirilir, ardından yukarıda belirtilen kurallar uygulanır.)

Örnek:
Had he been working? (Çalışıyor muydu?)

Eğer sorumuz olumsuz olacaksa, yardımcı fiilimiz olumsuz yapılır.

Örnek:
Hadn’t they been working? (Çalışmıyorlar mıydı?)

 
 
 

PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE

USAGE (Kullanım)

1. Geçmişteki bir olay veya andan daha önce süreklilik gösterip olay anında bitmiş ancak izlerin belirli olduğu olaylar. Yalnız başına kullanılmaz. Ya Past bir cümle veya past bir bağlam söz konusudur.

  • When he first met me, I had been working as a teacher (for five years}.

  • It had been snowing since Wednesday, so we couldn’t go out.

  • Burt was so angry. He had been looking for you everyday for a week.

2. past perfect continuous, present perfect continuous tense’in past şeklidir.

  • Her eyes are red because she has been crying.

  • Her eyes were red because she had been crying.

  compare: 

 When we met Simon and Pat, they had been riding. (=we met after they had finished)When we met Simon and Pat, they were riding. (=we met while they were riding) 

 When I got home, water had been leaking through the roof. (=it was no longer leaking when I got there)When I got home, water was leaking through the roof. (=it was leaking when I got there) 


 

 
 
 

PAST PERFECT TENSE

USAGE (Kullanım)

 1. Geçmişteki bir olay veya andan daha önce gerçekleşmiş veya o anda bitmiş olaylar için kullanılır. Yalnız başına kullanılmaz. Ya Past bir cümleyle bağlıdır veya zaten past olan bağlamda bir geriye dönüş yaşanmıştır.

  • By the time I returned home he had already left.
  • When/After he (had) completed his project, he took his annual leave.
  • Before the police arrived, the thieves had already gone away.
  • She had been married for 7 years when her son was born
  • I came to the city when I was young. I hadn’t had any business experience but I became rich in 5 years.

 Not:no sooner … than  no sooner + past perfect + than +simple past

  • She had no sooner finished cooking than her friend came in. [normal:regular]
  • No sooner had she finished cooking than her friend came in. [devrik: inverted]

 hardly/scarcely … when/before 

no sooner + past perfect + when/before +simple past

 

  • Jim had hardly/scarcely reached London when he was called back. [normal:regular]
  • Hardly had Jim reached London when he was called back. [devrik: inverted]

§         Hardly had a moment passed before the door creaked open.

 

2. Geçmişte UNREAL durumlar: Yapının past perfect ancak anlamın past’ı kastettiği kullanımlar

 a) wish clause

  • It’s a pity you were absent from the meeting yesterday. I wish you had been present.

b) if only= I wish

  • If only he had studied his lessons instead of wasting of time.

c) would rather, would sooner, would just as soon[1]

 

  • My friend took me to the student opera. I’d rather he had taken me to the theater instead.

d) If clause

  • If he had studied hard last year, he could have passed all his exams.

e) as if, as though

  • She acts as if nothing had happened yesterday.[2]

 3. Reported speech durumunda hem pastın hem de present perfectin geçmişi olarak kullanılır.

  • “I have read five books so far.”            “She said she had read five books until that time.”
  • “I read five books in 2002.”                 “She said she had read five books in 2002.”

 


[1] Would genellikle ’d olarak kısaltılır. Had yardımcı fiili ile karıştırılmamalı.

[2] Görüldüğü gibi bir anda present tense ile past perfect yan yana gelmiş oldular.

Etiket :gramer , past perfect tense
nwtraders
06 Mayıs 2008
08:44
Yorumlar :0
 
 
 
 

PAST CONTINUOUS TENSE

USAGE (Kullanım) 

1. Geçmişteki bir olay veya anla kıyaslandığında belirli bir suredir devam etmekte olan olaylar için kullanılır.a) geçmişte o anla eş zamanlı olarak

  • While I was watching TV, he was studying his lesson.
  • At eight o’clock I was having breakfast.
b) geçmişte o andan önce başlamış olarak
  • Just as I was getting into the house, I heard an explosion.
  • When I arrived, he was reading a book.
  • While/as/when I was walking in the park I saw two men fighting.
 

Compare:

 
  • When he saw the murderer, he called the police.
  • When he saw the murderer, he was calling the police.

İki taraf da simple past ise when bağlaçlı taraf daha önce gerçekleşmiştir.2. Geçmişe ait anlatı
  • Tom was reading and I was watching.. Suddenly the doorbell rang. We both looked up.

3. Geçmişteki tedrici/peyderpey/zamanla değişimlerde[1]

  • It was getting darker.
  • The wind was rising.
  • More and more men were coming.
4. kibar isteklerde. Burada anlam şimdiki zamandır. (I was thinking/wondering…)
  • I was wondering if you could give me a lift. (Rica etsem beni arabanızla bir yere bırakabilir misiniz?)



[1] Tedricilik veya zamanla değişim tüm continuous yapıların genel hususiyetidir.

Etiket :gramer , past continuous tense
nwtraders
06 Mayıs 2008
08:41
Yorumlar :0
 
 
 
 

SIMPLE PAST TENSE

FORMVurgu için yardımcı fiil olumlu cümlede kullanılır.
  • He did break the vase.
 

USAGE (Kullanım)

 1. Geçmişte yaşanmış bitmiş olaylar.
  • I met him in 1996. (zaman zarfı)
  • I met him when he visited the Prime Minister. (zaman zarf cümlesi)
2. Geçmiş alışkanlık (habitual)[1]a) used to
  • He used to smoke 30 cigarettes a day.
a) sıklık zarfları ile[2]
  • He smoked 30 cigarettes a day until he gave up.
  • They never visited their grandmothers.
  • Did you ever watch TV when you had some guests?
  • I always drank milk for my breakfast in the village.
 

3. UNREAL SITUATINOS[3] ve It’s time: Yapının simple past ancak anlamın şu anı (present) kastettiği kullanımlar,

 a) wish clause
  • It’s a pity you don’t know how to type. I wish you knew how to type.
b) if only= I wish
  • If only your mother were alive now.

c) would rather, would sooner, would just as soon[4 ]

  • My father is going to sell his old car, but I’d rather he didn’t.
d) If clause
  • If I had one million dollars now, I would buy a new jeep.
  • If he were to invite us again, it would be a big surprise.
e) as if, as though
  • We know that he is guilty, but he acts as if he were innocent.
f) It is (high) time
  • Children! It is 12 o’clock right now. It is (high) time you went to bed.
g) Would you mind if…[5]
  • Would you mind if I left the meeting early?



[1] bir modal olan would da geçmişte alışkanlık göstermek için kullanılır. Bkz. MODALS

[2] how often (ne kadar sık) sorusuna cevap olacak sıklık zarfları (ever, never, usually, always, sometimes, often, every day/week etc, once/twice/three times a day etc.)

[3] Şu anın UNREAL durumlarında (simple pastl zamanlı), tüm cinsiyetlerde was yerine were kullanılması tercih edilir.

[4] Would genellikle ’d olarak kısaltılır. Aynı şekilde kısaltılan HAD yardımcı fiili ile karıştırılmamalı.

[5] Aslında yapıca TYPE II bir koşul cümlesi. Ancak gramerce doğru kabul edilmese de cümlenin if-kısmı present tense olarak da kullanılmakta. “Would you mind if I leave the meeting early?”

Etiket :gramer , simple past tense
nwtraders
06 Mayıs 2008
08:35
Yorumlar :0
 
 
 
 

PRESENT PERFECT CONTINUOUS

USAGE (Kullanım)

 1. Geçmişte başlayıp belirli bir süre devam etmiş eylemin süreci sorulur veya belirtilirken kullanılır. Eylem devam etmektedir veya etmesi muhtemeldir.
  • How long have you been learning English?
  • He’s been watching television all day.
  • She has been playing volleyball since she was eight.
 2. Geçmişte başlayıp belirli bir süre devam etmiş eylemin etki veya izleri şu anda gözükmektedir. Eylem devam etmeyebilir.
  • You are out of breath. Have you been running?
  • Why are your clothes so dirty? What have you been doing?
  
CLUES: İPUÇLARI
How long, for, since
 

Not:

Present Perfect Tense how much, how many (ne kadar) veya how many times (kaç kez) durumlarını sormak ve söylemek için kullanılırken, Present Perfect Continuous Tense how long (ne zamandır) durumunu sormak ve söylemek için kullanılır.

  
Ø       How long have you been reading that book?Ø       Mary is still writing letters. She’s been writing letters all day.Ø       They’ve playing tennis since 2 o’clock.  Ø       How many pages of that book have you read?Ø       Mary has written ten letters today. Ø       They’ve played tennis three times this week.
 
 
 
 

PRESENT PERFECT TENSE

Türkçe’de karşılığı olmayan bir tenstir. Eski Türkçe’de ve halen bazı ağızlarda kullanılan “Annen eve gelik mi?, Yoğurdu yapık mı? Çocuğa bakık mı?” şeklindeki kullanımlar yardımcı olabilir. İş geçmişte başlamış ve şu anda tamamlanmıştır. Aslolan işin zamanı değil, kendisidir veya gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir.

 
I, You, We, They have
He, She, It has

FORM (yapı)

 1. Yardımcı fiil özneye göre değişir.
  • She has gone to Izmir.
  • They have gone to Izmir.
 

USAGE (kullanım)

 1. Etkisi hala devam etmekte olan geçmiş kökenli eylem.  
  • We have been abroad for years. (Yıllarca yurtdışında bulunduk)
  • Have you passed the exam? (Sınavı geçtin mi?)
  • I have never gone to Izmir.
  • I have never been to Izmir.
  • She has been to Izmir. (Şimdiye kadar İzmir’de bulunmuşluğu vardır. Şu anda değil)
  • She has gone to Izmir. (Şu anda İzmir’de veya İzmir yolunda.)
  • We have beaten the Samsunspor. (Kutlama hala sürüyor veya yeni olay)
 

Karşılaştırınız

 
  • I have lost my keys. (Anahtarlar hala kayıp)
  • I lost my keys. (Anahtarları bir ara kaybetmiştim.)
 
  • Bill has won several races on this horse. (Bill hala yarışıyor.)
  • Bill won several races on this horse. (Bill artık yarışmıyor, veya bu atla yarışmıyor.)
 2. Yeni olay 
  • Have you heard the news? Someone has killed the Prime minister. (Haberi duydun mu? Biri başbakanı öldürmüş.)
 

3. the best/first + N + present perfect/(continuous)

 Sıralama sayısı ve superlative sıfat almış isimlerin relative clause’larındaki tense present perfecttir.
  • This is the first time (that) I have eaten such a delicious apple.
  • You are the most beautiful girl (that) I’ve ever seen.
  • This is the third time (that) Jim has been phoning. (Telefon o anda çalıyor)
 NOTLAR

1. Present Perfect ile sorulan soruya Simple Past ile yanıt verilebilir.

 Tense geçmişe ait bir tarih veya zaman zarfıyla kullanılmaz. Ancak zaman belirtmek için present perfect ile sorulan bir soruya simple past ile cevap verilebilir. 
  • Have you found your keys?
  • Yes, I found them yesterday morning.
   2. Present Perfect ve zaman zarfıTense geçmişe ait tarih veya zamanla kullanılamaz. Eğer vakit verilmiş ise, hala o vaktin içinde olunduğu anlaşılır. Karşılaştırınız: 
  • Have you read the paper this morning? (Hala sabah)
  • Did you read the paper this morning? (Aynı gün ancak artık sabah değil)
 
  • I haven’t shaved today. (Henüz tıraş olmadım. Hala olabilirim.)
  • I didn’t shave today. (Her zamanki tıraş vaktimi geçirdim. Bugün tıraş olmayacağım)
 PRESENT PERFECT TENSE İLE SIK KULLANILAN ZAMAN ZARFLARI 
So far, up to now, until nowIn/over/during the last/past few days/weeks/months etc.Lately, recentlyBefore (now)Since, forToday, this morning/week/year etc.Several times this week/month/year etcStill, yet, already, just
 NOT: Bu zaman zarflarının bir kısmı farklı tenseler ile de kullanılabilir. İnceleyiniz. 

SO FAR, UP TO NOW, UNTIL NOW

 
  • He has mended many cars so far/up till now.
 

OVER/IN/DURING THE PAST/LAST FEW YEARS ETC

 
  • Prices have fallen sharply over the past six months.
  • I’ve met a lot of people in the last few days.
 

TODAY, THIS MORNING/WEEK/YEAR ETC.

 
  • I’ve written three letters this morning.
  • Ron hasn’t worked very hard this term.
 

EVER-NEVER[1]

 
  • “Have you ever eaten caviar? (in your life)” “No, never.”

Compare (simple past-present perfect)

ü       “Ever” ve “never” simple past ile geçmişteki alışkanlık için kullanırlar.

 
  • Did you ever go to the cinema? [simple past] (Hiç sinemaya gider miydiniz?)
  • When he was young, he never bothered too much about his appearance. [simple past] (Gençken asla görüntüsüyle bu kadar uğraşmazdı.)

extra

 
  1. not ever & never: hiç bir zaman, asla, hiç

     

      Nothing ever happens here. (Burada hiçbirşey asla olmaz)      Don’t you ever get tired? (Hiç yorulmaz mısın?)      I’ll never ever do that again! [informal] (Bunu bir daha asla yapmayacağım)
  1. ever: herhangi bir zaman
      If you’re ever in Miami, come and see us? (Eğer bir vakit Miami’ye gelirsen, gelip bizi gör)
  1. ever: her zaman
      He said he would love her for ever.      She married the prince and they lived happily ever after.      Paul, ever the optimist, agreed to try again.

 

LATELY

 
  • Have you seen Robert lately? (not Did you)

with different tense

 
  • She had lately returned from India. [mid position[2]] [past perfect]
  • It is only lately that she has been well enough to go out. (Ancak son zamanlarda dışarı çıkabilecek kadar iyi oldu)
 

RECENTLY

 
  • A new school has recently opened in New Road. [present perfect] [mid position]
  • Have you used this computer recently? [present perfect]

with different tense

 
  • I saw Dave recently. [simple past]
 

BEFORE

 
  • Nothing like this has happened before. [before=before now] [present perfect]

with different tense

 
  • Why didn’t you ask me before? [before=before then] [simple past]
 

FOR

 
  • He has been abroad for 8 years. [for+time]

compare

 
  • I have studied on this major since 1997. [since +date/event]
  • I have studied on this major for 5 years. [for+time/period itself]

with different tense

 
  • He worked for this factory for 8 years. [simple past]

extra

 
  • We must begin planning now, for the future may bring unexpected changes. [for=because] [başta yer almaz][3]
 Not: Before, for, recently sıklıkla hem present perfect hem de simple past ile kullanılırlar 

ALREADY

 
  • The cease-fire has already been violated. (Ateşkes çoktan/zaten/halihazırda ihlal edildi) [Pre. Perfect]

with different tense

 
  • The film had already begun by the time we got to the cinema. (Sinemaya gittiğimizde film çoktan/zaten başlamıştı) [Past Perfect]
  • Shall I tell Liz the news or does she already know? [Present]

 

 

SINCE

 
  • He has been in Çanakkale since 1996. [since + date]
  • I met Freddie in June and I haven’t seen him since (then) [since / since then]
  • They haven’t quarreled since they left school. [present perfect +since+ simple past]
  • “They’ve split up.” “Since when?”
  • They were divorced three years ago, and she has since remarried. [mid position]
  • The original building has long since been demolished. [mid position]

with different tense

 
  • Since I’ve lived here, I haven’t seen my neighbours. [present perfect+since+present perfect] [ender; ancak since-cümlecik ve ana cümle eylemi şu anda devam ediyorsa kullanılabilir][4]
  • Since the party she had only spoken him once. [past perfect +since+any date/event][5]

extra

 
  • Since when did he ever listen to me? (Ne zaman beni dinledi ki?) [kızgınlık]
  • We thought that, since we were in the area, we would stop by and see them. [since=because]

note

 1. Aşağıdaki durumda “since” zaman bağlacından önceki cümle present iken sonraki cümle past veya present perfect olabilir. Bazıları since-cümlesinin present perfect olmasını doğru kabul etmez.
  • It is five years since I last saw Murat. [It is ... time since + simple past]
  • How long is it since we last went to the theatre? [It is ... time since + simple past]
  • It is five years since I have seen Murat. [It is ... time since + present perfect]
  

YET

 
  1. I haven’t made up my mind yet.[6] (Henüz karar vermedim). [Pre. Perfect]
  2. We have yet to decide what action to take. =We haven’t decided what action to take yet. [have yet to do=haven’t done yet][7]

with different tense

 
  • I’m hungry. Is dinner ready yet? (Açım, yemek henüz/hala hazır değil mi?) [present]

extra

 
  1. NOW

a) şimdi, daha, henüz      Don’t go yet? (Daha/şimdi gitme?)      We don’t need to start yet. (Şimdi/daha/henüz başlamamız gerekmiyor)b) hala, daha, henüz      There is time yet. (Hala/daha/henüz vakit var)

      He is yet a child. (Hala/daha/henüz çocuk)

 
  1.  NEVERTHELESS, BUT
a) eninde sonunda      We’ll go there yet. (Eninde sonunda oraya gideceğiz)b) ama      It is strange, yet true. (Garip ama gerçek)

      He's overweight and bald, (and) yet somehow, he's incredibly attractive.[8]

 
  1. MORE
Yet another diet book. (Yeni bir diyet kitabı daha)
Etiket :gramer , present perfect tense
nwtraders
06 Mayıs 2008
08:24
Yorumlar :1
 
 
 
 
 
resim Site Ekle Yabanci Dil
Zirve100 Site ekle